
Şu anda etiket sayfasında bulunmaktasınız, madde ile ilgili araçlara erişebilmek için konu başlığında ki bağlantıyı takip ediniz.

5 Mayıs 1949 Avrupa Konseyi’nin kuruluÅŸ tarihidir. Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerde 5 Mayıs Avrupa Günü olarak kutlanır.
Bu nedenle üye ülkelerde 5 Mayıs günü toplantılar düzenlenir. Bu toplantılarda Avrupa Konseyi’nin kuruluÅŸu, amacı, ilkeleri anlatılır. Çalışma organları tanıtılır. Avrupa İnsan Hakları SözleÅŸmesi okunur.
Avrupa yeryüzünün bilinen en eski kara parçalarından biridir. İnsan hakları, demokrasi, eÅŸitlik düşüncesi dünyada ilk kez bu kıt’a ülkelerinde ortaya atıldı. Teknik önce Avrupa’da doÄŸdu. EndüstrileÅŸme hareketi bu kıt’a ülkelerinde baÅŸladı. Güzel Sanatlar bu kıt’a ülkelerinde doÄŸdu, geliÅŸti. Bu nedenlerle Avrupa hem kıt’a adı, hem de bir uygarlığın adıdır.
Avrupa BirliÄŸi’ni kurma çabalarını Avusturyalı bir devlet adamı baÅŸlattı. Öneri BirleÅŸmiÅŸ Milletler Cemiyeti tarafından ele alındı. O sırada Almanya ikinci Dünya Savaşı hazırlığı içindeydi. Bu giriÅŸim Almanlar tarafından engellendi. İkinci Dünya Savaşı sonunda Avrupa kana bulandı. SavaÅŸ sırasında kentler yakıldı. Köyler, kasabalar yok oldu. Ülkeler harabeye döndü.
Avrupa BirliÄŸi çalışmaları yeniden baÅŸladı. 1948 yılında Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Lüksemburg dışiÅŸleri bakanları bir araya geleÂrek on sekiz üyeli bir komite kurdular. Bu komite Avrupa Konseyi’nin kuruÂluÅŸ hazırlığını tamamladı. 5 Mayıs 1949 günü Avrupa Konseyi’nin statüsü Fransa İngiltere, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, İrlanda İsveç, İtalya baÅŸbakanları tarafından imzalandı. Çok geçmeden Türkiye Yunanistan, İzlanda. Federal Almanya, Avusturya, İsveç, Kıbrıs, Malta ispanya Avrupa Konseyi’ne üye oldular.
Avrupa Konseyi’nin merkezi Fransa’nın Strasbourg kentindedir.
Avrupa Konseyi’nin kuruluÅŸ amaçlarını şöyle sıralayabiliriz.
Avrupa Konseyi’nin organları ve özet olarak görevleri ÅŸunlardır :
AVRUPA KONSEYİ’NİN SAÄžLADIÄžI YARARLAR
Avrupa Konseyi kurulduğundan bu yana üye ülkelere şu yararları sağlamıştır:
Avrupa Konseyi’nin kuruluÅŸu ile Avrupa devletleri arasında savaÅŸ tehlikesi azaldı. Ülkeler arasında iyi iliÅŸkiler dönemi baÅŸladı. Alınan bu sonuç bile Avrupa, kıtasındaki ülkelerde yaÅŸayan insanların mutluluÄŸuna bir katkıdır.
AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
Avrupa Konseyi Üyeleri; 4 Kasım 1950 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzaladılar. Sözleşme, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinde yazılı hakların gerçekleşmesi için, Avrupa ülkelerinin ortak çalışmasını öngörüyor.
Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin belli başlı maddeleri şunlardır:
Sıralanan bu hakların korunması amacıyla Avrupa İnsan Hakları Divanı kurulmuştur. Sözleşmede tanınan haklara aykırı hareket edildiğinde Avrupa insan Hakları Divanı’na başvurulur.
ROMAN SANATI (900-1200)
Roman Sanatı’nın doğuşunu hazırlayan etken , kiliseyle devletin bir sanat yarışına girmeleri olmuştur. Tamamen dinin etkisindedir ve dini mimari görülür. Eski dönem bazilika planı esas alınmıştır. Fransa’da Saint Etienne Kilisesi, Almanya’da Spayer Katedrali, İtalya’da Modena Katedrali, Pisa Katedrali bu sanatın önemli örneklerindendir. Roman sanatında heykel mimariyle birlikte verilmiştir. Skolastik düşünce devam eder.
GOTİK SANATI (12. yy)
Yapılan eserlerin hepsinde bir bütünlük vardır. Çizgisel, sivri kemerli ve köşeli biçim anlayışı taş, ahşap ve mermer dakorasyonda da ele alınır. Gotik mimaride duvarlar önemini yitirmiş ve duvarlarda açılan kemerler ve vitraylarla kilisenin içi dış dünyaya açılmıştır. Fransa’da Notre Dame Katedrali, İngiltere’de Canterbury Katedrali, Almanyada Elizabeth Katedrali, İspanya’da Burgos Katedrali ve İtalya’da San Francesca Bazilikası Gotik Sanatın değerli örneklerinden bazılarıdır.
RÖNESANS SANATI (15. yy)
Avrupa’da Antik Yunan ve Roma medeniyetine ait unsurların ön plana alınarak sanat, edebiyat ve bilimde 15 ve 16.yy ilk yarısında gerçekleştirilen büyük gelişme Rönesanstır. Kelime anlamı ‘yeniden doğuş’tur. İtalya’da görülmeye başlanmış ve buradan Avrupa’nın birçok ülkesine yayılmıştır.
Ortaçağın skolastik düşünce sisteminin katılığı özellikle sanatçılarda büyük tepki yaratır. Kilisenin, din adamlarının, insanların inançları nedeniyle baskı yapmadıkları bir dünya özlemi başlar. Rönesansla birlikte artık dinin sanat üzerindeki etkisi azalır ve sanatçılar artık eserlere imzalarını atmaya, din dışında yapıtlar vermeye, tabiata ait motifler yapmaya başlarlar.
Rönesans resim sanatı : Rönesansın resim sanatına kazandırdığı en önemli katkı zenginleşen konulardır. Dini tasvirlerin yanında tabiata ait motifler tüm canlılığıyla tuvallere taşınmıştır. Çeşitlenen konular yanında, resim sanatçıları iç dünyalarını, kendi düşlerini özgürce işleme serbestisini Rönesans ile kazanmışlardır. Bu dönemin önemli ressamları olarak Giotto, Leonardo da Vinci, Tiziano, Raphael, Brueghel, Albrecht Dürer, Michelangelo ve Ghiberti sayılabilir.
MANİYERİZM (16.yy)
Toplumsal gerilimler ve sorunlar sanatçıları büyük ölçüde etkilemeye başlar. Bu etki , onların klasik çağın ve rönesansın özelliklerinden giderek uzaklaşmalarına neden olur. Michelangelo’nun sanatının büyük etkisi altında doğan bu yeni tarza ‘Maniera di Michelangelo’ ya da kısaca ‘Maniyerizm’ adı verilir.
Sanatçılar seyredenleri sonsuza çekercesine mekan derinliği kullanmışlardır. Bu derinlik nedeniyle seyredenler figürleri havada duruyormuş zannına kapılırlar. Bu özellikle resime ince ve zarif bir görünüm kazandırır. Rönesansta insan vücuduna verilen önem maniyerizmde önemini yitirir. El Greco bu akımın öncülerindendir.
BAROK SANATI (17. ve 18.yy)
Bu üslubun oluşmasında, İtalyan kilisesinin reforumları ve Otuz Yıl Savaşları karşısında kendini yenileme çabaları temel etkendir.Barok Sanatı Roma’da gelişmiş oradan bütün Avrupa’ya yayılmıştır.Barok resminde sanatında ;insanlarda dini heyecan uyandırmayı amaçlayan çarmıha gerilme, din yolunda öldürülme, göğe yükselme gibi konuların yanısıra mitolojik konularda bulunur.Rönesanstaki denge kavramının ve uyumlu ölçülerin aksine büyük bir hareketlilik göze çarpar. Bu sanat tarzı dinin ve kilisenin egemen sınıf olarak gücünün artmasına yardım eder. Öncüleri Rubens, Rembrand, Bernini’dir.